Karar vermenin öncülü “Analiz” ve terimle ilgili zorluklara bir bakış:
Analiz ve analitik kavramlarının büyüsünü açığa çıkarıp özetleme yaklaşımımla tanımlara, ayrımlara girip ve analizi karmaşık bir çaba haline getiren doğasında var olan zorlukları biraz olsun aydınlatmak istiyorum. İşletmecilikte ve dolayısıyla yönetimdeki “karar verme” işlevinde karmaşıklığın önüne geçmek istiyorum.
Günlük lisanda kullanılan analiz kelimesi, bir konudaki incelemenizi, düşüncelerinizi sofistike göstermenin, süslü paketlenmiş ambalajda sunulan hali olabilir.

Analiz, karmaşık bilgilerin altta yatan yapısını, anlamını veya kalıplarını anlamak için daha küçük, daha yönetilebilir bileşenlere ayırma sürecini ifade eder. Analiz, içgörüleri, ilişkileri ve eğilimleri ortaya çıkarmak için verilerin, gerçeklerin veya içeriğin incelenmesini içerir. Konunun daha derinlemesine anlaşılmasını sağlayarak karar vericileri bilgilendiren temel bir bilişsel süreçtir. İşte bütün mesele burada kendini gösterir. Daha çok bileşenlerine ayrılmış herşey için bunu yapanın eylemine veya ortaya koyduğu nesneye “ANALİZ” diyor olabiliriz; fakat maalesef belirli içgörüleri ortaya çıkarmak için, ilgili konudaki bilimsel ve diğer belirli yönetim veya raporlama teknikleri kullanılarak yapılan, tercihen iyi analitik düşünme sürecinden geçmiş amacı baştan belirlenmiş konuda bilgi ortaya koyması olan eylemler bütünü ve bilgiyi anlama, düşünme stilidir ve bu şekilde ortaya koyulan belgedir.
Analiz ve analitik, iş ve finanstan sağlık hizmetlerine ve bilimsel araştırmaya kadar çeşitli alanlardaki karar verme süreçlerinin kritik bileşenleridir. Bu terimler sıklıkla birbirinin yerine kullanılır, ancak verilerin işlenmesi ve yorumlanmasının farklı boyutlarını kapsarlar. Analiz, mevcut durumu anlamaya odaklanırken analitik, tahmine dayalı ve kuralcı unsurları birleştirerek kuruluşların gelecekteki eğilimleri öngörmesine ve bilinçli kararlar almasına olanak tanır.

Analiz, karmaşık bilgilerin altta yatan yapısını, anlamını veya kalıplarını anlamak için daha küçük, daha yönetilebilir bileşenlere ayırma sürecini ifade eder.
Analiz, içgörüleri, ilişkileri ve eğilimleri ortaya çıkarmak için verilerin, gerçeklerin veya içeriğin incelenmesini içerir. Konunun daha derinlemesine anlaşılmasını sağlayarak karar vericileri bilgilendiren temel bir bilişsel süreçtir.
Analiz, karar vermedeki temel rolüne rağmen kolay bir iş değildir. Karmaşıklığına çeşitli faktörler katkıda bulunur. Bunlardan birincisi karşılaşılabilecek aşırı veri yüküdür. Büyük veri çağında bilginin yoğunluğu, hızı ve çeşitliliği analistleri bunaltabilir. İlgili bilgileri çıkarmak için devasa veri kümelerini inceleme ihtiyacı önemli bir zorluk teşkil etmektedir.

Bir diğer mesele, verilerin yorumlanmasının, analistin önyargılarından çıkarak veya önyargılarından etkilenerek öznelleşmesi olabilir. Analizde objektifliğe ulaşmak, bulguların dikkatli bir şekilde değerlendirilmesini ve doğrulanmasını gerektirir.Maalesef objektiflik pek çok insana özel olarak bahşedilmiş bir yetenektir. Her insan bu özelliğini yeterince geliştirmemiş olabilir, yeterince zaman ayırması durumunda bile geliştiremeyecek kişilik özellikleri taşıyor olabilir.
Bilişsel beceriler, sorunlara ve problemlere maruz kalıp çok farklı ortamlarda, bambaşka sorunların birbirinden farklı engel parametreleriyle çözülmesiyle gelişirler. Bu beceriler yaşamlarında zorluklar yaşamamış, yönetimsel veya işleyişsel engellerle çatışmamış uzmanlarda veya analistlerde sınırlı düzeyde kalmış olabilir. Analitik düşünme, bilgiyi sistematik olarak inceleme ve parçalara ayırma, kalıpları, ilişkileri ve eğilimleri belirleme ve verilerden anlamlı sonuçlar çıkarma yeteneğini içeren bilişsel bir beceridir. Problem çözme ve karar verme süreçlerinin kritik bir bileşenidir ve analitik düşünme becerisi güçlü bireyler, karmaşık konulara mantıklı ve organize bir şekilde yaklaşabilirler.

Çoğu zaman analistler eksik veya kusurlu verilerle çalışmak zorundadır. Eksik bilgi parçaları analizin doğruluğunu ve güvenilirliğini engelleyebilir. Bu konuda eksik bilginin analizi ne kadar zorlaştıracağı, acele edilerek ve huzursuz ortam veya akılla yapılan analiz çalışmalarının ne kadar hatalı çıkabileceğini vurgulamaya gerek kalmadı herhalde. Bunları aşmaya gayret etmek de analistlerin görevidir.
Hızlı değişimler analiz raporlarının düşmanıdır. İş ortamı yani ekonomi, sektörler, pazar, hatta tedarik zincirindeki ilişkiler ve çalışanlar dinamiktir ve oluşturdukları koşullar hızla değişmektedir. Bu dinamik yapı, analistlerin güncel bilgilere ayak uydurmasını ve zamanında, alakalı bilgiler sunmasını zorlaştırmakta.
Proje Yönetiminde sık karşılaşılan, büyük ve parçalı iş yığınlarında öncülün tamamlanmadığı durumda ortaya çıkan, sonuç etkilerini bilirsiniz. Birbirine bağlı değişkenler birçok senaryoda değişkenler karmaşık ilişkiler oluşturular. Sebep sonuç ilişkisini ortaya çıkarrtrmak veya bulunduğu yerde onu diğer ilişkilerden ayırmak için bu ilişkileri çözmek karmaşık ve zaman alıcı olabilir.

Analiz ve analitik, karar alma süreçlerinde vazgeçilmez araçlardır ve bireylere ve kuruluşlara değerli bilgiler sağlar. Analiz temeli oluştururken analitik, modern veri ortamının karmaşıklıklarında gezinmek için gelişmiş teknikler sunar. Temel rolüne rağmen analizin zorlukları da vardır; doğru, güvenilir ve eyleme geçirilebilir içgörüler sağlamak için çeşitli faktörlerin dikkatli bir şekilde değerlendirilmesini gerektirir. Analiz ve analitik arasındaki nüansların farkına varmak, bilinçli karar verme arayışında bunların birleşik gücünden yararlanmak açısından çok önemlidir.